Yardımlaşma Sosyal Devlet ve Yardımlaşmanın Dini Boyutu

Bilal Çıkrık
Bilal Çıkrık 27 Aralık 2015 - Bu Makeleyi 1692 kişi okudu.

YARDIMLAŞMA

SOSYAL DEVLET  VE YARDIMLAŞMANIN DİNİ BOYUTU

SOSYAL DEVLETİN TANIMI

            Sosyal Devlet :Herkese insanca bir yaşam sağlamak amacıyla, gerekli düzenlemeleri yaparak bu amaca yönelik gerekli tedbirleri alan devlet modelidir.

            Refah devleti;  Minimum düzey ötesinde, vatandaşın refahı için birincil sorumluluk kabul eden devlet kavramı olup devletin vatandaşlarının iktisadi ve sosyal esenliklerinin korunması ve teşvik edilmesinde rol oynamasını önerir. Bu şekil devlet kavramı fırsat eşitliği, servetin eşit şekilde dağıtılması ve nispeten rahat bir hayat sağlamak için gerekli asgari şartlara yetişemeyen kişiler için kamu mesuliyeti prensiplerine dayanır. Bu genel yaklaşım bir ülkenin çok değişik şekilde iktisaden ve sosyal bakımdan organize edilmesini mümkün kılar.

            İlk Türk Devletlerinden günümüze kadar sosyal devlet anlayışı fiili olarak benimsenmiş olsa da sosyal devlet kavramı anayasal olarak ilk defa 1961 Anayasasında yer almıştır.1982 Anayasasının ikinci maddesi‘’Türkiye Cumhuriyeti ;toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletidir.’’ Şeklinde, devletin niteliklerini saymış olup sosyal devlet anlayışı fiili uygulamanın yanı sıra anayasal zemine de oturtulmuştur.

SOSYAL DEVLET ANLAYIŞININ GELİŞMİŞ ÜLKELERDEKİ UYGULAMASI

            Gelişmiş ülkelerde ihtiyaç sahiplerine, sosyal politikalar kapsamında çeşitli yardımlar yapılmaktadır.Bu yardımlar nakdi olarak yapılabileceği gibi direkt ihtiyacı karşılayacak malların ihtiyaç sahiplerine temini şeklinde ayni olarak da yapılabilmektedir. Gelişmiş ülkelerde sosyal harcamalar yaklaşık olarak genel bütçelerinin % 2,5’unu teşkil eder. Ülkemizde  bu oran 1990’lı yıllarda genel bütçemizin % 0.5’udur. 2000’li yıllardan sonra  sosyal harcamalara verilen önem artırılarak bu oran %1.5 dolaylarına yükselmiştir.

YARDIMLAŞMANIN İSLAMİ BOYUTU

            Yardımlaşma islamiyetin en temel ilkelerinden olup farz kılınmıştır. Bu konuya ilişkin Sadaka, Zekat ve Yardımlaşma ibarelerini barındıran pek çok ayet ve hadis bulunmaktadır.

  • İsra Suresi 29. Ayette ; …Elini bağlayıp boynuna asma ve onu büsbütün açıpta saçma ; Sonra pişman olur açık kalırsın…

  • İbn Ceriri Taberinin nakline göre ; …bunlar cennet ehlidirler…

  • Hz. Peygamber ; Müksirler yani çok servet toplayanlar alçaktır” buyurmuştur. Ashabı kiram “Ey Allahın resulü istisnaları kimlerdir” diye sordular. Hz. Peygamber yine “Çok mal toplayanlar alçaktır” buyurdu. Onlar yine “Ey Allahın Resulü istisnaları kimlerdir” diye sordular. Hz. Peygamber yine “Çok mal toplayanlar alçaktır” buyurdu. Ashabı kiram tekrar “Ey Allahın resulü istisnalar kimlerdir” diye sordular ve dönüşü olmayan kesin bir durumun ortaya çıkmasından korktular. Nihayet Hz. Peygamber elleriyle işaret ederek ancak malıyla sağından ve solundan şöyle, önünden şöyle şöyle, arkasından şöyle şöyle diye dört bir yanına infak ederek “Malına hükmedebilen müstesna, bunlarda pek azdır” diye buyurdu. İşte bunlar Allahın farz kıldığı ve razı olduğu yolda israfsız, sıkıntısız, döküp saçmadan ve kötülüğe yönelmeden infak edenlerdir buyurdu. (Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri 2. Cilt, S:229-230)

  • Ali İmran Suresi 104. ; İçinizde hayra çağıran, iyiliği emreden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.

  • Tevbe Suresi 60. ; Sadakalar ancak şunlar içindir. Fakirler, yoksullar, o işte çalışan görevliler, kalpleri islama ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar. Allah tarafından böyle farz kılındı. Allah alimdir, hakimdir.

  • Fakirlikle Sadakaya muhtaç olmak ifade edilmektedir. (Elmalılı Hamdi Yazır, 4. Cilt 367 Sayfa)

  • Hz Peygamber görevleri arasında “Ben sadakayı zenginlerinizden alıp fakirlerinize vermekle emrolundum. (Kutubi, El Camiuli Ahkamil-Kuran, VIII, 168, Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri 4. Cilt 367. Sayfa)

  • Yunus Suresi 26. ; İyi iş güzel amel yapanlara, daha güzeli ve fazlasıyla karşılık vardır. Yüzlerine ne kara bulaşır, ne de aşağılanırlar. Cennet ehli işte bunlardır. Orada ebedi kalacaklardır.

            Kuran ve Sünnetle her Müslüman bireye malının belli bir kısmını ihtiyaç sahiplerine zekat olarak vermek yükümlülük haline getirilmiştir. Zekatın belli bir oranın (40’ta 1’in) altında verilmesi ise yasaklanmıştır.

            Kuranın insanlığı tebliğinden yüzlerce yıl sonra, sosyal devlet anlayışının gelişimiyle ancak bu gerçek  kavranabilmiştir.

            Zengin müslüman bireyler için getirilen bu yükümlülük (Malın 40’ta 1 oranının zekat olarak verilmesi) en alt oranı ifade etmektedir. İslamiyet yapılacak yardımların gizli yapılmasını, yardımda bulunulan insanların rencide edilmemesini esas almaktadır.  İhtiyaç sahiplerinden, zengin bireylere kadar çok ince dengeler gözetilmiş ve zenginlik yardımlaşmak için bir araç olarak görülmüştür.

            Kuran ve sünnetin tam manasıyla uygulandığı dönemlerde müslüman ülkelerde çok fakir insanlara, ihtiyaç sahiplerine rastlama imkanı bulunmamaktadır.

            Zekat, hayır ve sadaka ekonomik olarak insanlara yardım olmanın ötesinde, zekatın sadece Müslümanlar arasında olmayışı Müslüman olsun olmasın tüm bireyler arasında dostluk-kardeşlik gibi insani değerleri geliştirmektedir.

            Hepimizin bu anlayış ve bilinç içerisinde olmamız temennisiyle saygılarımı sunarım.

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
Haşmet 600
30 Aralık 2015 - 09:59
Geçmişten günümüze kavramlar nekadar değişirse değişsin ,Sosyal Adalet ilkesi gereği yardım etmek gibi ulvi bir düşüncenin mahsulüdür.Temelleri de Kur'an ve Sünnete dayandırılabilir.İslam Kültür ve Ahlak yapısı dikkate alınarak ,kültür ve inanç temeline dayalı Sosyal kurumlar geliştirmek sağlam ve uzun süreli olabilir... Yerine getirilmesi gereken sorumluluklarımızı bize hatırlattığınız için teşekkürlerimi belirtiyor "yardımlaşma" bilinci ile hareket edebilmek ümidiyle...