TÜRKİYE'NİN İLK UÇAK ÜRETME MACERASI

Bilal Çıkrık
Bilal Çıkrık 29 Aralık 2016 - Bu Makeleyi 1655 kişi okudu.

TÜRKİYENİN İLK UÇAK ÜRETME MACERASI

            Mustafa Kemal Atatürk havacılığa önem verirdi. Cumhuriyet’in ilk yıllarıyla birlikte  havacılık konusunda dünyanın ne aşamada olduğunu görmek için dönemin bu konudaki gelişmiş ülkelerine  heyet gönderdi. Altı uzmandan oluşan bu heyetin üyelerinden biri ilk pilotlarımızdan Vecihi Hürkuş idi. Vecihi Hürkuş bu gezi sonucunda edinmiş olduğu bilgi ve birikimlerini  gözden geçirerek,  ilk Türk uçağını inşa etmeyi başarmıştı. İlk uçağın adını VECİHİ K-6 koymuştur. Bu uçakların devamı da gelmişti.

Uçak Üretme Maceramız 1936’da başladı.


Nuri Demirağ ilk uçak mühendisimiz olan Selahattin Alanı ortak ederek uçak inşa etmeye başladı. 17 Eylül 1936 Beşiktaş’ta bir ARGE atölyesi açarak işe başladı. Nuri Demirağ NU.D 36 (1940), NU.D 38 (1944) yıllarında Türk malı uçaklar imal etmeye başladı.  Bu uçaklar Amerikan yapımı uçaklarla boy ölçüşebilecek, hatta kimi özellikleri bakımından onlardan daha gelişmiş özelliklere sahipti.  Türk Hava Kurumu Beşiktaş’taki fabrikaya ilk olarak 65 adet planör, sonrasında 10 adet  eğitim uçağı siparişi vermiştir.

Planörler, 1937-1938 yıllarında tamamlanarak teslim edilmiştir. Nuri Demirağ’ın Beşiktaş’taki fabrikasında yapılan ve herhangi bir hata ve arıza vermeden başarılı bir şekilde deneme uçuşlarını gerçekleştiren  uçakları, Türkiye’de olduğu kadar yurtdışında da dikkat çeker hale gelmişti. Özellikle çift motorlu, normal şartlarda yolcu uçağı, savaşta istenildiği zaman eksiksiz bir bombardıman uçağı görevini yerine getiren NU.D 38 model uçağı yabancılarında dikkatini çekmişti.  (NU.D 38 yolcu uçağı buna bir kısım eklemeyle birlikte bombardıman uçağı olarak kullanılabilmekteydi)  Türklerin kendi uçaklarını kendilerinin yapması Avrupa ülkeleri ile Amerikada uçak imal eden fabrikaları ciddi manada endişelendirmiştir.


Atatürk’ün ölümünden  sonra devletin bu alana olan ilgisi ve desteği azalarak kaybolmuş, hatta ilerleyen süreçte devlet eliyle bu işler engellenir hale gelmiştir.  Amerika’nın  Türkiye’ye uçak satması için  Ahmet Emin Yalman Acentelik kurmuştur. 1939’da THK, sipariş ettiği 65 adet uçağın  zamanında teslim edilmemesini gerekçe göstererek sözleşmeyi feshetmiştir. 

Bu siparişin iptal edilmesinin sebebi mühendis Selahattin ALAN’ın eskişehirde pilotaj hatası sebebiyle bir uçağı inerken düşmesine sebebiyet vermesi ve bu kazada vefat etmesidir. İmal edilen 12 adet uçak Nuri DEMİRAĞ’ın elinde kalmıştır.

Nuri DEMİRAĞ bu olay sebebiyle yılgınlığa uğramaz, halen Atatürk Havalimanı içinde yer alan Elmas Çiftliğini satın alır, buraya gök okulu adını verdiği bir uçuş okulu kurar. Binalar ve hangarlar inşa eder. Uçaklar yıllarca kimsenin burnu kanamadan uçar. Bu uçaklar alıcı bulmaz, Nuri DEMİRAĞ’a yurt dışına uçak satma yasağı getirilir, uçuş okulunun arazisi istimlak edilerek uçak fabrikası kurma maceramız dönemin devlet yöneticileri tarafından bitirilir.

Türk Hava Kurumu’nun almadığı bu uçaklar 16.000 uçuş yapar, yıllarca uçmasına rağmen en ufak bir  kaza dahi meydana gelmez.  1941-44 yılları arasında ABD Türkiye’ye 95 milyon dolarlık savaş malzemesi hibe etmiştir.  ABD’den gelen malzemelere bir bedel ödenmemesine rağmen bu malzemelerin bakımı için her yıl bütçeden 400 milyon  ödenmiştir.ABD Ahmet Emin Yalman’a uçak sanayi konusunda temsilcilik vermiştir.


Bu acenteliğin uçaklarını alıp da Nuri Demirağ’ın uçaklarını almayan 1949’un Hava Kuvvetleri Komutanı şu vahim sözleri söyler:  “Amerikan yardımından bedava uçak almak dururken uçak fabrikanıza sipariş verirsem yarın bu millet beni asar.” 1920’li ve 1930’lu yıllarda büyük fedakârlıklarla elde edilen savunma sanayi imkan ve kabiliyetleri kaybedilmeye başlanmış ve yurtiçi siparişleri azalmış ve tüm bunlardan dolayı askeri fabrikalar ve sivil teşebbüsler 15 Mart 1950’de- ki kanunla kapatılmıştır. Nuri Demirağ , uçak sanayinde destek görse veya önü kesilmeseydi, Türkiye ekonomisi, bu gün uçak sanayisinin ileri götürmesiyle hangi noktalara varırdı bununda takdirini siz değerli okuyucularımıza bırakıyoruz.