PARAYLA SAADET OLUR MU?..

Bilal Çıkrık
Bilal Çıkrık 29 Eylül 2017 - Bu Makeleyi 2160 kişi okudu.

PARAYLA SAADET OLURMU?

Yaradılış itibariyle meraklı ve yeniliğe açık olan canlıya insan, daha meraklı ve çok konuşanına kadın demişler. Meraklı ve yeniliğe açık olan insan zaman içinde yaptığı buluşlarla, yaşadığı yöreye göre değişkenlik gösterecek şekilde hayatını farklı şekillerde dizayn etmiştir. İnsanın dünya tarihinde geçirdiği evreyi  2 ye ayırabiliriz. Eski dönem ve teknolojinin yaygın olduğu modern dönem.

Eski dönem insanları  barınma, giyinme ve yiyecek teminini temel ihtiyaç olarak görmekte ve bunların temin edilmesini yaşamın devamı ve mutlu olmak için yeterli görmekteydi.  Gelir seviyesinin yükselmesi, her ne kadar bir kısmımız kabul etmese bile  zenginleşmemiz ve eğitim seviyemizin yükselmesiyle  toplumun ihtiyaçları da değişkenlik göstermeye başlamıştır. Eskiden lüks, hatta çoğu kişi tarafından gereksiz görülen pek çok şey  yapılması zorunluluk gibi algılanmaya başlanmıştır. Yazılı-görsel medya, gençler tarafından örnek alınan bir kısım dizi ve sinema sanatçıları rol model olarak gösterilerek toplum yeniden dizayn edilmeye çalışılmaktadır.

Peki bu rol modeller üzerinden toplumun yeniden dizayn edilmeye çalışılması bir toplumsal mühendislik çalışması mıdır?...Pek çoğumuz zaman zaman bu konu üzerine düşünmüşüzdür…Birileri  toplumun örfüne, adetine ters olmasına rağmen bir takım şeyleri hoş göstererek meşrulaştırmaya, zaman içinde toplumun bunları normal görmesini sağlamaya mı çalışıyor?...Rol model olarak gösterilen ve toplumsal mühendisliğin bir parçası olan bir kısım sanatçı müsveddeleri ve medya organları Avrupa-Amerika ve İsrail merkezli fonlar tarafından maddi olarak destekleniyor mu?..Bu süreç nasıl başladı ve hangi noktaya varacak?..Bunun gibi pek çok soru zihnimizi zaman zaman meşgul ediyor…

Toplum temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken mutluydu. Zaman içinde zenginleştikçe mutsuz ve tatminsiz bir hale geldi. Bu durum bizi  “zenginlik saadet getirmiyormuş” sonucuna vardırıyor.  Ayşe Özek KARASU’nun hürriyet.com.tr de yayımlanan yazısının kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum. Yazının tamamını http://www.hurriyet.com.tr/biz-parasizliktan-mutsuzsak-bangladesliler-neden-en-mutlu-halk-74322 adresinden okuyabilirsiniz.

…Bir başka araştırmaya göre ise dünyanın en mutlu insanları Bangladeş'te yaşıyor. Yani dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Bangladeş'te. Müthiş bir paradoks değil mi? 

Bangladeş vakasının ortaya çıktığı ikinci araştırma ise London School of Economics'e ait. Bu araştırma, bireyin satın alma gücüyle yaşam kalitesinden duyduğu memnuniyet arasındaki orantıyı ortaya çıkarmaya çalışıyor. Sonucu hemen vereyim: Parayla mutluluk olmuyor. Çünkü dünyanın en yoksul ülkelerinden Bangladeş'in birinci sıraya oturduğu bu araştırmada İngiltere 32'nci, ABD ise 46'ıncı sırada yer alıyor.

Dünyanın diğer mutlu ülkeleri arasında Gana, Letonya, Hırvatistan, Estonya, Hindistan, Ermenistan ve Dominik Cumhuriyeti yer alıyor. İsviçre, Kanada, Japonya ve Avusturya gibi zengin ülkeler ise üstte sıralanan mütevazı ülkelerden daha mutsuz.

Peki mutsuz zenginlerle mutlu yoksullar denklemi nasıl ortaya çıkıyor? Araştırmaya göre İngilizlerin alım gücü 40 yıl öncesine göre iki kat artmış durumda, ancak İngiliz halkı bu süreç içinde yaşam kalitesinin artmadığı görüşünde. Eski yıllarda yapılan anketlerde İngilizlerin çoğu paranın mutluluk getireceğini düşünüyordu. Ancak bu görüş artık sadece yoksul ülkelerde mevcut, çünkü bu ülkelerde yaşayan insanlar gelirlerindeki küçük bir artışın yaşam kalitesinde önemli sıçramalar yaratacağına inanıyor. 

SAĞLIK VE MESLEKİ TATMİN 

Ancak belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra kazanç artışı ile yaşamsal tatmin arasındaki doğrudan ilişki ortadan kalkıyor. Araştırmaya göre zengin ülkelerde bireylerin mutluluğu artık paraya değil, kişisel ilişkilerdeki samimiyete, sağlık ve mesleki tatmine bağlı. 

İngiltere'deki insanlar on yıl öncesine göre daha az mutlu. Halkın üçte ikisi, ekonomik büyüme veya daha yüksek bireysel satın alma gücü yerine çevre koşullarının iyileştirilmesini istiyor. Aşırı tüketim ve aile yaşamının parçalanması nedeniyle duygusal yoksulluk çekiyor. 

London School of Economics'in araştırması sonucu ortaya çıkan tabloya bakılırsa, mutlu olmak için Bangladeşliler gibi istikrarlı bir yoksulluk yaşamak gerekiyor.

Türkiye Değerler Araştırması'nın 1996 yılı verilerine göre, o dönemde Türkler'in yüzde 88'i mutluydu. Yani Avrupalılarla eşdeğerde bir mutluluk oranı tutturmuştuk. 2001 krizi mutlu Türklerin oranını yüzde 59'a kadar düşürdü. Yani bizim mutsuzluğumuz parasızlıktan değil, istikrarlı bir şekilde zenginleşirken yuvarlandığımız uçurumun derinliğinden kaynaklanıyor.

Evliliğin mutluluk değeri 90 bin dolar

SADECE sosyal bilimciler değil, ekonomistler de mutluluk üzerine kafa yoruyor, mutluluğun parasal parametrelerini hesaplıyor. Geçen ocak ayında Amerikan Ekonomi Derneği'nin Kanada'daki yıllık toplantısında buluşan önde gelen ekonomistler bu konuyu enine boyuna tartıştılar. Tabii hayli ilginç fikirler ortaya çıktı. Bunlardan biri de İngiliz ekonomist Andrew Oswald'a ait. Toplantıda konuşan Oswald, temel olarak ‘‘Paranın insanı mutlu kılabildiği, buna eklenen sağlık gibi diğer faktörlerin de mutluluğu artırdığı’’ fikrini işledi.

Geçen 10 yıl içinde İngiltere'deki 9 bin aileyi inceleyen Oswald, modern toplum insanının mutluluğu üzerinde olumlu etki yapan temel faktörlerden birinin de hiç kuşkusuz evlilik olduğunu söylüyor. Oswald'a göre evliliğin mutluluk bazında parasal değeri hesaplandığı zaman, yılda 90 bin dolarlık bir hacim ortaya çıkıyor. Yani diğer bir deyişle, insanın kendisini, yolunda giden bir evlilikteki kadar mutlu hissetmesi için yılda 90 bin dolarlık harcama yapması gerekiyor.

LOTARYACILAR DAHA MUTLU

Oswald ‘‘Para mutluluğu satın alabilir mi?’’ araştırmasında piyangodan büyük meblağlar kazananlarla yüklü miktarda miras kalanların durumunu da incelemiş. Bu kişilerin büyük servetler edindikten sonra refah içinde mutlu bir hayat sürdüklerini belirlemiş. Ancak ters yönde sonuçlar da ortaya çıkıyor. Örneğin iki yıl önce İngiltere'de piyangodan 2 milyon sterlin kazanan bir berduş, paranın satın alabildiği bütün içkileri tükettikten sonra alkol komasından ölmüş. 

Lotarya zenginleri ve mirasyedilere karşılık, gelirlerinde daha küçük artışlar olan insanların giderek mutsuzlaştığını tespit etmiş. Oswald bu noktada kıskançlığın devreye girdiğini düşünüyor. Çünkü gelirinde artış olan insanlar, hemen her zaman kendisinden daha fazla kazananlara gıptayla bakmaya başlıyor. Yani bu araştırmaya göre ufak ufak zenginleşme insanı mutsuzlaştırıyor.

20'Lİ YAŞLARDA ZİRVEDE 

Oswald'ın elindeki verilere göre kadınlar arasında ‘‘mutluyum’’ diyenlerin oranı erkeklerden daha fazla. İngiliz ekonomistin diğer bir saptaması da şöyle: İnsan 20'li yaşlardayken mutluluğun zirvesine çıkıyor, 30'lu yaşlarda aşağı doğru iniş başlıyor ve 60'lı 70'li yaşlarda tekrar tırmanışa geçerek 20 yaş seviyesine ulaşıyor. Yani genel olarak insan mutluluğu, yaşam boyunca bir U grafiği çiziyor.

Emek sarf etmeden elde edilen  eğitiminde, paranın da makamında kıymeti bilinmiyormuş. İnsan emek sarf etmeden elde ettiği şeylerin kıymetini bilmemesi fıtratının gereğidir.

Bir düşünür mutluluğu şu şekilde formulize etmiş ;

1.Az para (Yetecek kadar-Kanaatkarlık)

2.Az insan.

3.Mümkün olduğunca az stres.

Bu 3 öneri tek başına mutlu olmamıza sebebiyet vermese de, mutlu olmamız yolunda adım atmamızı sağlayacağını düşünmekteyim. Yazımızı daha fazla uzatmamak ve sizleri sıkmamak için  bütün okuyucularıma sevgi saygı ve hürmetlerimi sunarak yazımı burada sonlandırıyorum. 

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
Fatih KUMAŞ
29 Eylül 2017 - 14:09
Köyde yaşayan insanlar için biraz evet Şehirde paran yoksa mutsuzsun varsa insandan insana değişir diyelim Allah Teala her iki cihanda mutlu olanlardan eylesin