DENİZ - DAĞ - YEŞİL

Bilal Çıkrık
Bilal Çıkrık 06 Mayıs 2020 - Bu Makeleyi 794 kişi okudu.

Deniz, dağ ve yeşil...

Pek çok kişinin hayalindeki 3'lü kombinasyon... Arapların Cennet tasavvuru... Bizim ise doğduğumuz topraklar... İnsanın doğduğu yere karşı farklı bir duygusal bağ kurduğu çoğumuzun ortak inancıdır. Bizler için hiç bir mana ifade etmeyen kuru toprak yığınlarından oluşan çöller, şehirde yaşayan zengin arapların çadır kurup geceleyin yaktıkları ateşin başında oturmaları ve çölün onları çekmesi bu iddianın en açık kanıtı olsa gerek. 

İnsanın doğmadığı yerle olan bağının zayıf olduğu son senelerde köylere gidenlerin yaş ortalamasından anlaşılmakta, başka şehirlerde veya başka ülkelerde doğup büyüyenlerin memlekete gitme sıklıkları ve köyde kalma süreleri azalmaktadır.

İnsanın doğduğu yerde anılarının olması, o yerle bağını dahada kuvvetlendirmektedir. İnsan anılarının olduğu yerde helede güzel anılarının bulunduğu yerlerde bulunmaktan hoşlanır. Eskiler köyü tanımlarken "Atamın, anamın-Babamın doğduğu yaşadığı, benimde çocukluğumun geçmiş olduğu, dedemle-ninemle birlikte yaşamış olduğum ev, bahçe, tarla, fındıklık" sözleri çoğumuzun duymuş olduğu cümlelerdir. Şimdilerde çoğu yer tarla vasfını kaybedip, çay veya fındık bahçesi haline geldi. Hayvancılığın azalmasıyla, Mısır ve Arpa ekilen alanların sayısı azaldı.

Eskiden köylerde üretilen yöresel olarak forodigo olarak tabir edilen kumaşlar ise 30-40 sene evvelinde kaldı. Forodigo'nun ne olduğunu bilmeyen, bu kelimeyi hayatı boyunca belkide hiç duymayan pek çok hemşehrimiz var. Forodigo günümüzde Rize bezi olarak bilinen dokuma olup, Trabzon'da magoç, istarina, veri, küçükkazan, tarak, midar, haldiçça denilen malzemelerle dokunmaktaydı. Trabzonluların kendi ihtiyaçları için dokuduğu bez, Rizelilerin işi büyütüp ticarete dönüştürmesi sonucu Rize'ye aitmiş izlenimi oluştu. Büyüklerimize sorduğumuzda  bu dokumanın Trabzon yöresine  ait olduğu, buradan civar yerlere yayıldığını öğrenebilirsiniz. Yakın bir tarihte Çaykara İlçe Halk Eğitim merkezi tarafından forodigo dokuma kursu açılarak yöre kadınları forodigo tezgahında kumaş üretme eğitimi almıştır. Çaykara’da geleneksel ev tezgahlarında kendirden üretilen forodigo kumaşlarının canlandırılması ve yeni nesillerce üretilmesi amacıyla  Halk Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen kurs Ulusal düzeyde ilgi oluşturmuştur. TRT Haber kanalı konuyu haberleştirmiştir.

Yine eskilerimiz köprübaşı ilçesi sınırında ilk-sonbahar aylarında mezere olarak kullanılan yöresel adı holo mezere ve gacalah olan yerde konaklayanların geneşera ile bağlantıları daha fazladır. Köprübaşı (Geneşera) ahalisinin  ciddi bir kısmının 100-150 sene evvel Holo köyleri ve civarından o bölgeye yerleştikleri söylenir. Köprübaşı ilçesi tahta kaşıkları, kudalları, ahşap beşikleri ile ünlüdür. Hatta bu konuda Doç. Dr. Kemal ÜÇÜNCÜ tarafından yazılan Trabzon-Köprübaşı Yöresi Kaşıkçılık Meslek Geleneğinin Etnoğrafik Belgelenmesi ve Tahlili başlıklı makalede ; ..."Köprübaşı ilçesinin simgelerinden biri haline gelen tahta kaşık imalatı yörede geçmişten beri sürdürülen bir geleneksel üretim biçimidir. Bu köklü zanaat tarihsel süreç içinde ilçe genelinde oldukça yaygın bir hal almıştır. Öyle ki yöredeki adlandırmasıyla Şark-ı Göneşera adlı bölgede yakın geçmişe kadar bölgede 40 hanenin kaşık imalatı yaptığı tespit edilmiştir. [Hacı Osman Ayar]: Yapılan tespit ve görüşmelerde tarihsel olarak kaşıkçılığın bölgede geçim sağlayacak bir ekonomik girdi sağladığı anlaşılmaktadır. Yaşam ve geçim biçiminin değişmesi, metal fabrikasyon kaşık yapımının gelişmesi, refah seviyesinin artışına paralel olarak kaşık yapımından geçim sağlamak artık mümkün değildir. Ancak ek bir ekonomik gelir olarak cüzi bir katkı sağlayıcı unsurdur. Artık geleneğin son kuşak usta temsilcileri mesleği daha çok bir geleneği ve kültürü yaşatmak adına icra etmektedirler. Kaynak kişi Mustafa Ayar’ın ifadesine göre “meslek usta çırak ilişkisi yoluyla” daha çok aile içindeki usta büyüklerden öğrenilmektedir. Meslek içerisinde meslek büyüklerine saygı esastır. Ahlak ve dürüstlük aranılan faziletlerdir. Bu durum kapitalist üretim ahlakının tanımadığı bir durumdur. Tahta kaşık imalatında tercih edilen en kaliteli malzeme şimşir ağacıdır. Bölgede kaşık imalatını tamamını karşılayacak kadar şimşir ağacı olmadığından ağaç ihtiyacı öncelikli olarak Rize, Artvin, Giresun ve Ordu gibi yakın illerden temin edilmektedir. Ardından sırasıyla, kumar, gürgen, kızılağaç gelir. Bu ağaçlar bölgede yeterince bulunduğu için şimşir ağacının teminindeki güçlüklerle karşılaşılmamaktadır"...(Linki https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/155345)

İnsanın yaratılışına ve ruhuna uygun olmayan şehir yaşantısı, doğadan ve topraktan uzak olma bir kısmımızda farklı (beden sağlığı, psikolojik veya ruhsal) sıkıntılara sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeplerle bir kısım insanlar toprakla, hayvanla uğraşmak ve doğal bir yaşantı sürmek amacıyla köylerine geri dönmektedir. Çaykara Halk Eğitim merkezinin yaptığı gibi kurslar düzenlenerek yöremize has olan ürünlerin yeni nesillerce öğrenilmesi ve üretilmesi, yine yöremize has olan tahta kaşık, kudal, tahta kepçe, tahta beşik (yöresel motifli) üretimine ilişkin kurslar düzenlenerek bunların üretiminin sağlanması, bunların yöremize ait olduğunun tescilinin sağlanarak ekonomik gelir getirici düzeyde (Fabrikasyon olmadan, tamamen el tezgahı ve amatör bir şeklinde) üretilmesi bölgenin hem turistik, hemde ekonomik açıdan gelişmesine ciddi katkı sağlayacaktır. Bu yönde çalışmalar belki tersine  (şehirden köye) göçe sebebiyet verecek ve köylerimizi eski canlı haline geri döndüreceği temennisiyle  siz değerli okuyucularımıza sevgi ve saygılarımı sunarım.