Rahmetli İbrahim Cevahir anısına

Bilal Çıkrık
Bilal Çıkrık 27 Ekim 2015 - Bu Makeleyi 1846 kişi okudu.

Dünyaya hakim olan milletlerin ve yaşamış oldukları coğrafyalar…

İnsanların gereksinim duydukları şeylere göre hayatlarının şekillenmesi…

Ekvator bölgesinde yaşayan insanların daha basit bir hayat sürmeleri, kuzey ve güney yarım küreye doğru çıktıkça hayatın zorlaşması ve insanların gereksinimlerinin değişerek artması…

Yukarıda yer alan ifadelere bakıldığında,  insanın kafasında çokta fazla bir fikir uyanmamaktadır. Konuyu açacak olursak.

Ekvator ve çevresinde yaşayan insanlar doğa koşullarının rahat olması, yaz ve kış gibi sıcaklık farklarının bulunmaması, hava sıcaklıklarının genelde aynı seviyede  seyretmesi, arazinin tarım ve hayvancılığa elverişli olması gibi sebeplerle dünyanın bu kesiminde yaşamak kolaydır.

Kuzeye doğru çıktıkça, iklim koşulları sertleşmekte, yaz ve kış gibi mevsim farklılıkları açık olarak hissedilmekte, tarım ve hayvancılık yapılabilecek araziler azalmaktadır.

Daha da somuta indirgeyecek olursak ;

Hollanda. Tatil veya çalışma amacıyla bu ülkeye gidenler ne demek istediğimizi daha iyi bilirler. Yüz ölçümü olarak Konya kadar bir araziye sahiptir. Arazisi verimli ancak, toprak seviyesinin deniz seviyesinden düşük olması sebebiyle sürekli su baskını tehdidiyle karşı karşıyadır. Suyu tahliye etmek için muazzam bir düzenek kurulmuş, eski dönemlerde değirmenlerle bu sular denize tahliye edilmekteyken, bu gün modern teknolojinin sunmuş olduğu imkanlar ile bu su tahliyesi gerçekleştirilmektedir. Tabiat koşullarının zor olması insanların kendilerini geliştirmesini, tabiatla mücadele etmesini zorunlu kılmıştır. İnsanoğlu bu zorluklarla mücadele ederken hem kendini geliştirmek hem de eğitmek durumunda kalmıştır.

Avrupa kıtasında doğal koşullar, iklim koşulları, arazi koşulları diğer kıtalara göre yaşamı zorlaştırmakta, insanların yeni arayışlar içine girmesine sebebiyet vermektedir. Avrupa kıtasında hayatın zor olduğu bölgelerden birinin Hollanda olması burada yaşayan insanların kendilerini geliştirmesine, geçimlerini sağlayabilmek için yeni arayışlara girmelerine, yaşamı kolaylaştırmak için kendilerini eğitmelerine sebebiyet vermiştir. Orta çağlardan bu Avrupanın en eğitimli insanları bu ülkede yaşamıştır desek pekte haksız sayılmayız. Dolayısıyla bu zorunluluk ilerleyen süreçlerde Avrupayı teknolojinin merkezi haline getirmiştir.

Diğer örnek ise Rusyadır. Rusya da içinde bulunmuş olduğu doğal koşullar, kışların çok uzun ve sert geçmesi farklı arayışlara yönelmelerine sebebiyet vermiştir. Ruslarda her fırsat bulduklarına daha güneyde arazinin daha verimli olduğu yerlere yayılmaya çalışmışlardır. 

Bu örnekleri ülkemize uyarlayacak olursak ;

Marmara (Trakya)  bölgesi, Ege bölgesi tarım ve hayvancılık yapmaya elverişli yerler olup, nüfusun yaşamak için başka yerlere göç etmesine çokta fazla gereksinim bulunmamaktadır. İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri de Marmara ve Ege bölgesi kadar olmasa da nispeten insanların geçimini sağlamaya müsait bir ortam sağlamaktadır.

Atalarımızın doğup yaşadığı Karadeniz bölgesi ise yaşamın zor olduğu, insanların kendilerini geliştirebilmek için yeni alternatifler oluşturmasını zorunlu kılan bir bölgedir. İnsanların yaşadıkları bölgeler kişilik özelliklerini de yansıtmaktadır. Doğanın hırçın, yaşamın zor olması, bölgede yaşayan insanları da hırçın ve zor insanlar olmasına sebebiyet vermiştir. 

Zor koşullarda bulunan insanlar geçimlerini sağlayabilmek için daha fazla çalışmak zorundadır. Fazla çalışma yöre insanının genetiğine işlemiş, yöresi dışında da fazla çalışmaya devam ederek, gitmiş olduğu yerlerde çalışkanlığı ve dürüstlüğü sebebiyle kısa zamanda kendisine yer edinmiştir.

Şehirlere göçün en hızlı olduğu dönemlerde özellikle 1950 ve 1960 lı yıllarda, şehirlerin hızla gelişmeye başlaması, yeni imar faaliyetlerinin başlamasına ve bu alanda çalışacak insanlara  gereksinim duyulmuştur. Karadeniz yöresi insanı, özellikle imar faaliyetleri ve inşaat sektöründe çalışmaya başlamış, usta olarak girmiş olduğu inşaatlarda 50-60 yıllık süre zarfından büyük müteahhitlere dönüşmüştür. Yöre insanı sadece ulusal bazda değil uluslar arası alanda da özellikle inşaat alanındaki çalışmaları sebebiyle adından söz ettirmeyi başarmıştır. Bu konunun en güzel örneği yöremizin yetiştirmiş olduğu ve şu an hakka yürümüş olan Rahmetli İbrahim CEVAHİR’dir.

Çaykara ilçesine bağlı Zeno köyünde dünyaya gelmiş, ekonomik koşullar sebebiyle gurbete göç etmek zorunda kalan Cevahir ailesinin bireylerindendir. Aile her gittiği yerde topluca hareket ederek, birlikten güç doğacağını etrafına ispat etmiştir. Sürekli çalışmak zorunda kalınması sebebiyle eğitim sadece okuma yazmayı öğrenmekte kalmıştır. Ancak girişimciliğin tavan yapmış olması, insanlarla münasebetlerin gayet güzel olması, yapmış olduğu işlerde salt para kazanma değil güveni ön planda tutması sebebiyle kendi adından söz ettirir hale gelmiştir.

Zaman içerisinde işleri büyüterek Libyada, Arabistanda inşaat yapar hale gelinmiştir. CEVAHİR ailesi  Libya devlet başkanı kaddafi, Suudi Arabistan Kralı ile bile teşviki mesaide bulunmuş, onlardan bire bir iş almıştır. Almış olduğu işlerde çalışacak insanların özellikle kendi yöresinden olmasına dikkat etmiş, yüzlerce insanı Libya ve Arabistana götürerek iş ve iaşe sahibi olmalarını sağlamıştır.

Libya ve Arabistana giden bu insanların o ülkede kalmış oldukları süre zarfında hem belli bir miktar sermaye yapmış, hem de dünyaya bakış açıları gelişerek olumlu yönde değişmiştir.  Gurbette geçen yıllar sonunda ülkelerine dönen bu insanlar, biriktirmiş oldukları paralar ile değişik şehirlere dağılarak yeni işler kurmuş, hem ülke ekonomisine katkıda bulunmuş, hemde yeni istihdamların oluşarak insanların ekmek kapısı olmuşlardır.

Rahmetli İbrahim CEVAHİR ve Cevahir ailesi bölgemizin gelişmesine ciddi manada katkılar sağlamıştır. Allah böyle insanların sayısını artırsın. Bu ivmeyi bölgemize kazandıran ailenin önder ismi İbrahim CEVAHİR’ede Allah gani gani rahmet eylesin.

Selam, Saygı ve Hürmet ile….