Hayat ve Ölüm Üzerine...

Bilal Çıkrık
Bilal Çıkrık 17 Kasım 2015 - Bu Makeleyi 1938 kişi okudu.

Hayat ve Ölüm…Eskilerin tabiriyle Hayat ve Memat…Birbirine zıt iki tabir...

Eskiler ne demiş “Her şey zıttıyla kaimdir”…

Kötü olmadan iyiliğin kıymeti bilinmez, gece olmazsa gündüzün kıymeti bilinmez, siyah olmazsa beyazın kıymeti bilinmez, dağ olmazsa ovanın kıymeti bilinmez, çöl olmazsa suyun kıymeti bilinmezmiş, bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz…

Allah her şeyi yaratırken zıttınıda yaratmış ki insanoğlu ibret alsın, ders alsın, yanlışı görüp doğruyu bulabilsin…

Gurbet olmadan da  sılanın kıymeti bilinmezmiş…

İnsan zaman içinde bildiği çoğu şeyin aslında yanlış olduğunu  öğreniyor…

Bizlerin nüfusa kayıtlı olduğu yer Dernekpazarı – TRABZON, ikamet ettiğimiz ve karnımızın doyduğu yer ise kimi zaman Ülke içinde başka bir şehir, kimi zaman başka bir ülke olabilmektedir. Peki bu durumda asli vatan neresi?...Doğduğumuz yer mi?..Yoksa Doyduğumuz yer mi? Din alimleri bile bu konuda ihtilafa düşmüşler, kimi din alimi insanın doğduğu, atasının babasının evinin bulunduğu yerin asli vatan olmadığını ifade etmiştir…

Asli vatan – Tali vatan ayrımında insanlar devam edegelen çelişkiler içinde yaşamlarını devam ettirmişlerdir. Ne tam manasıyla şehirli olabilmiş, nede tam manasıyla kendisini köyüne yurduna ait hissedebilmiştir…Arada bir yerlerde yaşamını devam ettirmiştir…İstanbul da yaşayanlara “Nerelisin?” diye sorulduğunda, Trabzon-Dernekpazarı demiş, Ata toprağına gittiğinde ise “İstanbullu” olduğunu düşünmüştür…Bu durumda aslında bir zıttıyla kaimlik teşkil etmektedir…

09.Kasım.2015 tarihinde Babannem’in  vefatı sebebiyle,  evimizin yanında bulunan aile mezarlığına defnettik…Bu seferki gidişimde bir şeyi daha fark ettim, Hayat ve Ölümün sadece insanlar için geçerli bir durum olmadığını, köylerin, hatta mezarların bile hayatlarının olduğunu, kimi zaman mezarlarında öldüğünü fark ettim…Okuyucularımız bu ifadelerin ne manaya gelmediğini idrak edemeyebilir, hatta birazda şaşkınlık yaşayabilirler… Mezarlar da ölür mü?...Mezarlıklar da zaten ölüler var, orda yaşam yok ki sorusu aklımıza gelebilir…Aslında mezarlarında bir yaşamı vardır…Şöyle ki ; Yaşamın bulunduğu, hareketin devam ettiği yerlerde bulunan mezarlar daha bakımlı olur, insanlar mezarlıkların  bakım ve temizliğini yapar, sürekli orada bulunan atalarını ziyaret eder ve onları hatırlarlar…Kırılan taşların yerine yeni mezar taşları yaptırıp orada bulunan mezarlıkların yaşamlarını devam ettirmesini, hem fiilen  hem de duygusal manada devam ettirirler…Eğer ki mezarlıkların bakımı yapılmazsa onlarda zamanın yıpratma gücüne dayanamazlar, zamanla etraflarındaki otlar, bitkiler, ağaçlar büyür ve kaybolmasına sebebiyet verir…Zamanla orda bulunan mezarlık sakinleri unutulur gider…

Başka bir pencereden bakıldığında bu bir yok oluş değil de başka bir aleme geçiş olarak ta nitelendirilebilir…

Sonuç ; ÖNEMLİ OLANIN ŞU BAKİ KUBBEDE HOŞ BİR SADA BIRAKMAKTIR…

Selam ve dua ile…

Saygılar…

 

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
Coli...;-)
06 Aralık 2015 - 01:49
...Önemli olan orda yaşamak değil...yaşatmak için çabalamak olsa gerek...
oflu
18 Kasım 2015 - 21:40
Güzel anlatım ....
Haşmet 600
17 Kasım 2015 - 18:00
Ebu Hureyre (ra)'den rivayet edildiğine göre, Rasûlüllah (sav) şöyle buyurdu: "İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat." Gerek şahsi gayretleriniz gerek vakıf faaliyetleriniz dolayısıyla teşekkür eder efendimiz(s.a.v )'in müjdelediği amel defteri kapanmayanlardan olmak ümidi ve duasıyla... Fatma ÇIKRIK ninemize Rabbim İnşallah Merhameti ile muamele eylesin...