Forotikonun Öyküsü

Fahri Düzenli
Fahri Düzenli 14 Mart 2014 - Bu Makeleyi 1606 kişi okudu.

GEÇMİŞE DOĞRU BİR GEZİ

Fahri Düzenli

Yöremizde Forotiko (Giyimlik) olarak adlandırılan geçmişin vazgeçilmez giyeceği ketan. Kendir denilen bitkidir ham maddesi. Yöremizde herkes tarafından arazinin bir bölümü kendir ekilirdi.Büyüyüp tohum verdiği an hasat zamanı geldi demekti.Bir bölümü tohumluk olarak bırakılırdı. Tohumluklara KUVEL denirdi. Kalan kendir koparılarak boş alanlara serilirdi .Bir yandan kururken bir yandan daıslanır,olgunlaşmaya başlardı. Olgunlaşan kendirler toplanıp çiçek demetleri gibi bağ bağ bağlanarak işlemeye hazır duruma getirilirdi.

Odunsu (Kunci) dan lifleri sıyırma işlemine sıra geldi artık. Elle kırılan kendirlerden lifler ayrılır sapı(Kunci ) yakacak olarak bir yere konurdu. Gerçi ısı değeri de yoktu ya. Ateşi tutuşturmaya destek olurdu. Bağ bağ oluşturulan kendir liflerinin tokmaklanmasına sıra geldi artık. İlçemizde Kumuşoğları na ait bir tokmak vardı. Bugünkü Petrol Ofisinin olduğu alanda. Su ile dönen iki büyük ağaç çarkının dönmesiyle çalışan iki ağaç tokmak düzeneği.(Anımsadığım şekilleri uçlarıgeniş dik dörtken şeklinde sap kısmı ile birlikte 150-200 cm. boyunda) Su çarklara verilince tokmakların biri inip biri kalkardı. Tıpkıtahterevalli gibi. İnen tokmağın altındaki kendir bağı lifleri incelir ve yumuşatılırdı. Kendirlerin sahibi onları sürekli çevirerek dengeli incelmesini sağlardı.

Tokmaktan çıkan kendir lifleri özel bicağı ile belli boyda kesilir. Kesilen lifler demir dişli kendir tarağında (LANAR ) da taranır,taraktan çıkan bölüm ayrılır tekrar taranırdı. Son kalan kısım üstüpü olarak değerlendirilirdi. Su tesisatlarında kullanılan kendir bu üstüpülerdir. Taraktan geçirilen Kendirler Nima (Kelep) laştırılırdı. Sıra Dolaya geldi.

Çamaşır yıkamak ve kendirleri ağartmak için her evde yaklaşık 80-100 cm. boyunda silindir bir araç vardı. Tahta teknenin içine konan bu kaba kendir nimaları yerleştirilir. Üstüne, içine ateş külü doldurulan bir bez (SAYVAN) konurdu. Kazanda kaynatılan su küllerin üzerine dökülür, tekneye sızan su tekrar kazana konur, ( bugünkü gibi her evde su yoktu. Su uzak yerden taşındığı için birde sıcak olduğu için kolay kaynardı.İktisatlı kullanmak gerekirdi.) eksiği ilave edilerek tekrar kaynatılıp dökülürdü. Bu işlem 3-gün 3 gece devam ederdi. Arada yapılan kontrollerde kendirin beyazladığı anlaşılınca birkaç kazan temiz su dökülerek son haline getirilirdi. Kül bugünkü çamaşır suyu görevi görmekteydi.

Doladan geçirilip kuruyan kendir lifleri kuruduktan sonra işlemeye (İplik haline getirmek) hazır olmuştur.

Kama ve yiğ hazırlanır.

Kama: 70-80 cm. boyunda (Bugünkü fırça saplarından az kalın) Roke sapı ve Rokesi.

Roke: Minare külahına benzer 20-25 cm. boyunda tabanı 10-15 cm. çapında ortasında 3-5 cm. delik li bir ağaç.

Yiğ: Yarım konik ortası delikli 5-7 cm. çapında bir daire. Deliğine geçirilmiş bir çuboktan oluşan araç.

Kendirlerden bir miktarı rokeye sarılır. Roke sapına geçirilir,sapı beldeki kuşak arasına sokulduktan sonra ince iplik şeklinde uzatılan bölüm yiğin tepesindeki kancaya takılarak yiğ çevrilir. Yiğ döndükçe sarılan ince kendir liflerine çeke çeke yeniden ekleme yapılır. Dönen iplik yiğin sapına sarılır. Böylece kendir iplik haline dönüşür. Yiğden çıkarılan iplik EĞLİTRA denen araca sarılarak kelep hazırlığı yapılır. Kelepler Çıkrık ( Çahra ) düzeneğine bağlı ANEMİZA ya geçirilir ve bir ucu Kamıştan yapılan 30-35 cm. boyundaki masurlara sarılır. Bu sarma işlemi Çıkrıkla yapılır. Odunların ocakta ısıttığı ve kısmen aydınlattığı odalarımızda rokeleri bellerinde ocağın etrafında yarım daire oluşturan ninelerimizin, anne ve yengelerimizin oluşturduğu tablo ve anlattıkları masallarla, söyledikleri bilmeceler Kış gecelerinin en güzel anlarıydı.

İplikler masurlara sarıldıktan sonra sıra dokuma tezgahınıhazırlamay gelmiştir. Dokuma tezgahına ipliği yerleştirmekte ayrı bir ustalık isterdi. Bunu herkes beceremezdi Midar Tarak, Makoç tezgahın ana araçlarıydı.

Midar : Ağaç çubuklara belli özellikte bağlanan ipliklerden oluşan araç.

Tarak : Odun çerçeve içinde odun dişli tarak.

Makoç : ( Mekik ) İçinde küçük masur bulunan iki ucu konik araç.

Midar ve taraktan geçirilen iplikler Dokuma tezgahının ana sargı odununa bağlanırdı. Bu sargı odununun baş kısmı dört delikli olup deliğe geçirilen bir sapla döndürülüp dokunan kısmı sarmaya uygun şekildeydi. Ayak pedallerine bastıkça tezgahla tarak arasında bir bölüm açılır. Makoç bu bölümder geçirilerek dikey iplikler arasına yerleştirilen iplik tarakla vurularak yerleştirilir. Forotiko dokuma işlemi başlamıştır. Desenli dokuma için kumaş boyalarından boyalanan iplikler tezgah kurulurken istenilen şekilde yerleştirilir. Bu dokuma işi boş zamanlar da yapıldığı için haftalarca sürerdi.

Forotikonun en güzel yanı vücuttaki teri emmesi ve ter kokusu yaymamasıydı. Eski insanlarımızın sağlıklı olmasının bir nedeniydi bu olsa gerek.

Kendirin bir başka öyküsü de o dönemler Kara Kovanda Arıcılık yaygındı. Arı Kendir çiçeklerinede konduğundan balda uyuşturucu karışımı olurdu. Bal yiyenlerin çoğu sarhoş olur ve “Bal tuttu beni.” Derlerdi. Bal tutmasını ağır geçirenlerin bir kısmı bal yemez oldu. Bunlardan biri de annemdir. Kendirin yasaklanıp bu özelliği öğrenildikten sonra “Bal tutması” nın bundan kaynaklandığı meydana çıkmış oldu.

Geçmişe yaptığımız bu yolculukta eksiklerimiz var şüphesiz. Amma ben kapıyı araladım. Dilerim içeri girip daha güzel anıları geleceğe taşıyanlar çoğalır.

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!