Dolar
Euro
Altın
BİST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

BİRLİK OLMUYOR, YAZIK OLUYOR

Doç. Dr. Fatih İLHAN Dernekpazarı Tüfekçi Mahallesi nüfusuna kayıtlıdır. Halen Yıldız Teknik Üniversitesi, Çevre Mühendisliği Bölümü'nde akademisyen olarak çalışmaktadır. DKV Yönetim kurulu üyesi, DKV Eğitim ve Proje komisyonu başkanıdır.
A+
A-
12 Eylül 2022 16:23
552

BİRLİK OLMUYOR, YAZIK OLUYOR

“Birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz dönem”, ibaresi son zamanlarda dillere pelesenk olmuş durumda. Lâkin, o kadar normalleşmiş ki, klişe bir söylemden öteye gitmiyor. Oysa gerçekten, “kelimenin tam anlamıyla” o dönemi yaşıyoruz…
Osmanlı dönemindeki kozmopolit yapıdan ulus devlet formuna dönüştüğümüzde bu tarz ayrışmaların artık olmayacağı düşünülüyordu. Ne de olsa, dili, dini, kültürü tek bir millete dönüşmüştük. Bu açıdan bakıldığında, “hiç de doğal olmayan” bir kutuplaşmanın içerisinde yer aldığımız görünüyor. Ne kültürümüzde, ne de hamurumuzda var bu durum. En acı olayda bile, orta bir yolda buluşamıyor, aynı
pencereden dahi bakamıyoruz. Bir olay duyduğumuzda önce faili ve kaybın menşeini sorguluyoruz. Bu özellikle “siyaset” söz konusu olduğunda karşımıza çıkıyor. Her ne kadar siyasi düşüncelerine ve felsefi devlet anlayışına katılmasam da, Aristoteles’in siyaset ile ilgili sonuna kadar katıldığım bir sözü var; “Sevdiklerinizle siyaset yapmayın. Siyaset dostlukları zedeler, siyasetçiler yollarına devam eder. Siz dostlarınızı yitirmekle kalırsınız”. Öyle ki yaklaşık 2300 yıllık bir mazisi olan, bugünleri de çok iyi yansıtan bu düşünce, geçmişten günümüze aynı sorunun yaşandığının ispatı niteliğinde.

Geçtiğimiz günlerde Ankara’da Cumhuriyet tarihimizin en kanlı terör eylemlerinden biriyle karşılaştık. Ne yazık ki, kadim toplumumuzdan sağduyu mesajları ve teröre karşılık ortak bir duruş beklerken, daha kayıp sayısı bile netleşmeden, fail avına çıktık. Kimi devleti suçluyordu, kimi terör örgütlerini, kimi ise yabancı istihbarat birimlerini. En acısı da, teröre lanet mesajlarındaki şiddetin, kayıpların ideolojisine göre bariz değişiyor olması.
Bu puslu havayı biraz olsun dağıtan husus, Prof. Dr. Aziz SANCAR’ın almış olduğu Nobel ödülü olur diye bekliyordum (Kendisini bilim camiasında, henüz emekleyen bir nefer olarak canı gönülden tebrik ediyorum). En azından bu konuda tek yürek olabiliriz diye düşünürken, idealizmime yenik düşerek aceleci davrandığımın farkına varamadım. Ülkemizde tebrik mesajları 1 gün sürmedi. Oysa Sn. SANCAR’ın doğum yerinden desteklediği partiye, ideolojisinden, geçmişine kadar birçok konu günlerce tartışıldı. Tebrik edip, elde ettiği başarıların ülkemiz akademi dünyasında da elde edilebilmesi için neler yapılabileceği hususunda fikirsel beyin fırtınasına ihtiyaç varken, sözlü ideolojik çatışmaların yer alması cidden çok üzücü ve kat edilecek çok yolumuzun olduğunun göstergesi.
Ulusal bazdan, yöresel baza geçiş yaptığımızda da, kısmen düşük dozda olsa da, benzer bir durumla karşılaşmak olası. Aynı köyde yaşayıp, dili, dini, kültürü, geçmişi ve kuvvetle ihtimal geleceği bir kişilerin siyasi düşünce farklılıkların dolayı birbirlerine sesini yükselttiğini görebiliyoruz. Hatta, farklı düşüncelerin odak noktasındaki siyasetçiler bile birbiriyle tokalaşırken, seçim arifesinde siyasi tartışmalardan dolayı tokalaşmaktan imtina eden hemşehrilerimiz bile var. İşte bu nedenle, “birliğe, beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönem”deyiz. En uç siyasi ideolojilere sahip partiye mensup milletvekillerinin bile akraba ve aynı yöreden oldukları bu ülkede, akrabaların ve aynı yöre insanlarının siyasi tartışmalar ile birbirlerinin kalbini kırmadığı, ideolojilerden dolayı ötekileştir(il)mediği bir dünya hayal ediyorum. Umarım çok uzağımızda değildir.
Sözlerimi, başlığı da alıntı yaptığım değer verdiğim bir siyasetçinin sözü ile sonlandırmak istiyorum.
“Her gün şehidimiz var; OLMUYOR. Ankara’da 100 can verdik; OLMUYOR. Nobel alıyoruz; OLMUYOR. Acıda, kederde birlik OLMUYOR. Yazık OLUYOR.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.