Kondobuga Sözlüğü ve Lehçe-i Erzurum El Yazmasının Karşılaştırılması

Kondualtı/Kondobuga adını verdiğimiz sözlük çalışmasında, yöremizde kullanılan ve Türk Dil
Kurumu Sözlükleri’nde yer almayan kelime ve deyimlerin çok sayıda olduğunu fark ettim.
İkinci baskı yapmak için araştırmalar devam ederken “Lehçe-i Erzurum Yazmasındaki Halk
Sözleri”* makalesine rastladım. Yukarda bahsi geçen kelime ve deyimlerin bir çoğunun
burada da yer aldığını görünce, makalede yer alan tarihsel sürecin bir kısmına yer vermenin
olayı açıklamaya yardımcı olacağını düşündüm; “Erzurum şehir halkının, 1534 Yılından Sonra
Tebriz’den Gelen Sünnî Akkoyunlu Halkından Olduğunu Tesbit Ediyoruz; Kafkasya’da Osmanlı
Hâkimiyeti (1450-1590) adlı doktora tezimizi hazırlarken, gerek Osmanlı Arşivindeki “Erzurum
Tahrîr Defterleri” gerekse 1514’te Yavuz’un ve 1534’te Kanunî’ninDoğu Seferlerindeki gibi,
Safılı/Safavî devletinin kuruluşu sırasında Şah İsmail’in, Sünnî Akkoyunlu halkını kırıp bitirme
uğrunda giriştiği “Kızılbaş-Zulmü” yüzünden büsbütün ıssız ve örenleşmiş bulunan ulu
Erzurum şehrinin, bu hale 1499 yıllarında uğradığını, yardımcı kaynaklarla tesbit eyledik.
Böylece 37 yıl denli ıssız bırakılmış bulunan Erzurum şehrinin halkından çok az sayıda sağ
kalanlar, ya Çoruk boyundaki at-işlemez balkanlık derelere savuşup Ortodoks Kıpçaklı
“Atabekler”’in yurduna, veya başında genç ve dinç şehzâde “Yavuz Selim” in “Sancakbeği”
olarak bulunduğu “Tırabuzan Sancağı”na sığınmışlardır. Erzurum’da sağlam cami, medrese,
tekke ve benzeri İslâm anıtlarının hiçbirinin Osmanlılardan önceki “vakfiye” leri ile
“mütevellileri”nin bulunmaması da, bu şehir ahalisinin toptan bir kırgına uğratıldığını
gösteriyor.
Ancak, Kanunî Sultan Süleyman, ilk Doğu Seferi’ne çıkarken, 5 Eylül 1534 günü uğrayıp ıssız
türbelerini ziyaret ettiği Erzurum şehrinin şenlendirilerek onarılmasına ferman veriyor;
1535’te Tebriz’den dönerken de, buranın Akkoyunlulardan** kalma ve Sünniliğe bağlı şehir
halkından gönüllü olanları topluca göndertip, o yıl “Eyalet” olarak kurulan Erzurum’a
yerleştiriyor. Bu yüzdenErzurumlular, bugün bile Tebrizliler ve 1501-1502’de Tebriz’den
Yavuz’a sığınıp Tırabuzan-Rize arasında yerleştirilen Akkoyunlular gibi “ge”yi “ce” ve “ke”yi
“çe” biçiminde konuşuyorlar”
Temelde konu dil bilimcileri, tarihçileri ve sosyologları ilgilendirmektedir. Bu konuda
çalışacak bilim insanlarına bir bakış açısı sunmak amacı ile Kondualtı/Kondobuga ve Lehçe-i
Erzurum Sözlüğü’nde yer alan ortak kelimeler karşılaştırılmıştır. Lehçe-i Erzurum Sözlüğü’nde
geçen kelimeler (E), Kondualtı Sözlüğü’nde geçen kelimeler (K) harfi ile gösterilmiştir.
Uzun bir liste oluşturan bu kelime grubundan ilginç bulduğum birkaç tanesine aşağıda yer
verilmiştir. Konunun daha derin incelenmesi ve tartışmaya açılmasının yararlı olacağı
düşünülmektedir.
(E) Çalkama: Ayran (Mayalı yoğurttan yapılan ve tahta kaşıkla bir kapta sulandırılan sulu
yoğurt).
(K) Çalkama: Ayran. Hararetli ya da yorgun zamanlarda mayalı yoğurdun tahta kaşık veya
kudalla vurularak sulandırılması ile elde edilir.
(E) Gendime: Bulgur (Doğrusu, “yarma” da denilen suda haşlanmış ve kabuğu taş-dibekte
dövülerek çıkarılmış buğdaydır. Farsca’daki “buğday” anlamına gelen “gendüm” den
bozmadır).
(K) Kendume: Ezilerek lapa haline getirilen haşlanmış buğdaydan yapılan tatlı.
(E) God: Somarın onaltıda birine “god” derler. Akkoyunlular ve öncesinden kalma bir yerli
tahıl ölçüsüdür. Buğdayı 20, arpası hemen hemen 15-16 kilo gelir. İnanışa göre “Eski
Uğuzların kafatası bir “god” tahıl alırmış. Halk arasında çok iri başlı çocuklara da “god-baş”
denilir.
(K) Kot: Eksay’ın yarısı. Eksay: 7kg. tahıl alan ağaç kap. Bkz.Ağırlık birimleri.
(E) God-baş: Halk arasında çok iri başlı çocuklara denilir.
(K) Kotkafa: Kalın kafalı, lafı kolay anlamayan.
(E) Horum: Demet ( ot ve ekinin bir kucak dolusunca olanına denir).
(K) (Kh)orom/horom: Biçilip kurutulan çayırın, yaklaşık 7-8 kiloluk balya/paket haline
getirilmesi.
Not: Konuya ilgi duyan kişilere listenin tamamını gönderebilirim.
*Türk Dili Araştırmaları Yıllığı, Belleten 1962, “Lehçe-i Erzurum” Yazmasındaki Halk Sözleri,
M.Fahrettin Kırzıoğlu
**Oğuzların Bayındır boyundan olan Akkoyunlu Türkmenleri, 13.yüzyıl sonlarında
Horasan’dan Azerbaycan’a gelmiş bir aşirettir. Wikipedia.org/wiki/Akkoyunlular.
