MEDYA
Sürekli kendimizden iyiye, kendimizden yukarıda olana özeniriz. Bu durum insanı mutsuzlaştırır. Bulunduğu konumdan daha iyi bir konuma ulaşmak için sürekli bir çaba içerisinde ömrümüzü tüketiriz. Bir bakmışız ki hayat ellerimizin içinden uçmuş gitmiş.
Kendimizden yüksekte olanlara imrenmemizin pek çok sebebi vardır.
Medya (Yazılı, Görsel ve Sosyal Medya) üzerinden sürekli farklı yaşam tarzları, lüks ve şatafatlı bir yaşam biçimleri insanlara özendirilir. İnsanlar lüks, şatafat ve zenginlik içinde yaşadıklarında mutlu olacaklarını düşünürler.
Bir kaç örnekle durumu açıklamak gerekirse ;
-Dedemin köydeki evi dışında başkaca hiç bir evi yoktu. Neredeyse yaşamının tamamını orada geçirdi. Evi gayet sade, ahşap bir evdi. Hiç bir zaman niye benim yazlığım olmadı, yada tatile veya gezmeye bir yerlere gidemedim diye üzüldüğünü görmedim.
-Onlardan sonraki nesil (Babalarımız) ise sürekli çalıştılar. Bu çalışma beraberinde ekonomik refahı getirdi. Onlarda onca çalışmaya rağmen hiç bir zaman yaşamlarından şikayet etmedir. Ülkeye ve bizlere çok ciddi kazanımları oldu. Ancak onlarda gösterişten uzak ve sade bir hayat yaşadılar. Hayatım boyunca anne-babamın tatile bir yere gittiklerini anımsamıyorum. Onların boşluk bulduklarında gittikleri tek yer köydü. Köyde de çalışmaya devam ettiler.
-Bizim kuşak ise genelde eğitimle ilgilendi. Neredeyse tamamına yakını Üniversite bitirdi. Bizden önceki kuşaklara göre daha rahat koşullarda yaşayıp, yurt dışını görme imkanı bulduk. Farklı yerler görmek bizlere yeni ufuklar kazandırdı. Kendi adıma gezdikçe “Ne kadar az şey bildiğimi” anladım.
-Bizden sonraki jenerasyon ise daha rahat koşullarda yetiştiği için hayata daha farklı baktı. Onlar için senede 1 veya 2 defa otelde tatil yapmak normal ve sıradan bir durumdu. Bizler boş zamanlarımızda ata topraklarına gitmeyi tercih ederken, onlar 5 yıldızlı otellerde tatil yapmayı tercih ettiler.
-En son, güncel tabirle -Z- kuşağı diye tabir edilen 5. kuşak ise teknolojiyle biraz fazla yoğruldu. Dünyaya gözlerini internetle açtılar. Bebekliklerinde fazla ağlamasınlar diye anneleri ellerine cep telefonu veya tablet verildi. Okula gittiklerinde modern çağa ayak uydursunlar diye ellerine tablet tutuşturuldu. Dışarıda azda olsa bir sosyal yaşamları vardı. Sonra pandemi var diye insanları evlere kapattılar, insanlar evde internetle yaşamaya alıştı. Yalnızlaştılar ve yalnızlıklarıyla mutlu olduklarını düşündüler. Sonrasında -Z- kuşağı diye tabir edilen duygusuz, bütün yaşamı internet olan, maddi ve manevi değerlerden uzak yeni bir güruh ortaya çıktı.
Onların bu halde olmalarının suçu kimde? Sadece onlarda değil. En başta sussun diye eline tableti tutuşturan annede. Anneden başlayarak hepimizde.
Uzun yıllardır Amerika da yaşayan dayımın oğluyla konuşurken bana “Teknoloji bu saatten sonra insanlara hizmet etmek için değil, insanları kontrol etmek için geliştiriliyor” demişti. Düşününce bende kendisine hak verdim.
Toparlayacak olursak ; Eskileri yaşadıkları hayat, büyükleri ve sosyal ortamları şekillendirdi. Ellerindekiyle yetinerek mutlu olmasını bildiler. Medya hiç bir şekilde hayatlarında olmadı, dolayısıyla onları şekillendiremedi. Medya (yazılı, görsel ve sosyal) insanlara doyumsuzluğu ve hep daha fazlasını istemeyi öğretti. Buda insanları mutsuz kıldı. Dedemin hayatında medyanın hiç bir çeşidi olmadığı için elindekiyle yetinerek mutlu bir şekilde hayatını tamamladı.
İnsanları dijital dünyaya mahkum edilerek, düşünme, muhakeme etme kabiliyetleri ellerinden alındı. Amerikan Psikologlar Derneğinin (APA), İnsanın Sürekli Olarak Kendi Fotoğrafını Çekmesini Psikolojik Bir Rahatsızlık Olarak nitelendirdiği yönünde haberler medyada dolaştı. Sosyal medyaya baktığımızda bu rahatsızlığın çok yaygın olduğunu ve artık normalleştiğini müşahade edebiliriz. İnşallah bir an önce aslımıza döneriz.
Saygı ve Hürmetle…

Bilal bey,
İlk önce bu güzel yazınız için teşekkür ederim.
Hastalığı, belirtileri ve bazı sebeplerini güzelce izah etmişsiniz, fakat bir ilaç önermediniz 🙂
Peygamberimiz S.A. demiş ki:
“Hayat şartları sizinkinden daha aşağı olanlara bakınız; sizden daha iyi olanlara bakmayınız. Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor görmemenize daha uygun bir davranıştır.” (Müslim, Zühd 9)
Hayatımızın bütün sosyal, ruhsal ve maddi sorunlarının ilacı İslam dinimizde vardır.